What is Learning?

Spread the love

Although a pocket calculator can crush me in an arithmetic contest, it will never improve its speed or accuracy, no matter how much it practices. It doesn’t learn: for example, every time I press its square-root button, it computes exactly the same function in exactly the same way. Similarly, the first computer program that ever beat me at chess never learned from its mistakes, but merely implemented a function that its clever programmer had designed to compute a good next move. In contrast, when Magnus Carlsen lost his first game of chess at age five, he began a learning process that made him the World Chess Champion eighteen years later.

The ability to learn is arguably the most fascinating aspect of general intelligence. We’ve already seen how a seemingly dumb clump of matter can remember and compute, but how can it learn? We’ve seen that finding the answer to a difficult question corresponds to computing a function, and that appropriately arranged matter can calculate any computable function. When we humans first created pocket calculators and chess programs, we did the arranging. For matter to learn, it must instead rearrange itself to get better and better at computing the desired function—simply by obeying the laws of physics.

Max Tegmark – Life 3.0: Being Human in the Age of Artificial Intelligence

Öğrenme Nedir?

Bir cep hesap makinesi aritmetik bir yarışmada beni ezip geçebilir, ancak ne kadar pratik yaparsa yapsın hızını veya doğruluğunu asla geliştirmez. Çünkü o öğrenmez: örneğin, karekök düğmesine her bastığımda, tamamen aynı işlevi tamamen aynı şekilde hesaplar. Benzer bir şekilde, satrançta beni yenen ilk bilgisayar programı hatalarından asla ders çıkarmadı, sadece akıllı programcısının bir sonraki iyi hamleyi hesaplamak için tasarladığı bir işlevi uyguladı. Tersine, Magnus Carlsen beş yaşında ilk satranç oyununu kaybettiğinde, onu on sekiz yıl sonra Dünya Satranç Şampiyonu yapan bir öğrenme sürecine başlamıştı.

Öğrenme yeteneği, tartışmasız genel zekanın en büyüleyici yönüdür. Aptal gibi görünen bir madde kümesinin nasıl hatırlayıp hesaplayabildiğini daha önce görmüştük, ama nasıl öğrenebilir? Zor bir sorunun cevabını bulmanın bir işlevi hesaplamaya karşılık geldiğini ve uygun şekilde düzenlenmiş maddenin herhangi bir hesaplanabilir işlevi hesaplayabildiğini gördük. Biz insanlar ilk olarak cep hesap makinelerini ve satranç programlarını yarattığımızda, düzenlemeyi yaptık. Öğrenmenin önemli olması için, bunun yerine istenen işlevi daha iyi ve daha iyi hesaplamak için sadece fizik yasalarına uyarak kendisini yeniden düzenlemesi gerekir.

Çeviri : Ünal ARSLAN

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir